Öğretim İlkeleri

woman pointing at whiteboard
AçıkEylül 20, 2020 tarafındanEvrim Oguz

Öğretim İlkeleri

Öğretim ilkeleri tüm kademelerde, her konuda mutlak göz önünde bulundurulması gereken ilkelerdir. Bu ilkeler hiçbir şekilde yok sayılamaz.

Bireye görelik(Öğrenciye görelik, Düzeye uygunluk)

Bireysel farklılıklara ve öğrenci düzeylerine göre öğretim ortamının düzenlenmesidir.

Bireysel farklılıklar ve olgunlaşma düzeyleri anahtar noktalarıdır.

Örnek

Sorular genelde iki şekilde karşımıza çıkar:

Birincisi;

Öğrencilerinin farklı şekillerde öğrendiklerini fark eden öğretmen farklı etkinlikler hazırlamıştır. Öncelikli olarak hangi öğretim ilkesini göz önünde bulundurmuştur?

Öğrencilerin farklı şekilde öğrendikleri vurgulanmıştır. O halde bu durum bireysel farklılıktır. Bu durumda doğru cevap Bireye Görelik olmalıdır.

İkincisi;

Öğrencilerin beş buçuk yaşında okula başlamasına eğitim bilimleri akademisyenlerinin bir kısmı karşı çıkmıştır. Bu durumun sebebi hangi öğretim ilkesi ile ilişkilendirilebilir?

Küçük kas gelişimi ikinci çocukluk(7-11) döneminde tamamlanır. Beş buçuk yaşında okula başlayan çocuklar yazma öğrenimi gerçekleştirmeleri çok zor olacaktır. Çünkü çocukların olgunlaşma düzeyleri bunun için uygun değildir. Bu durum da bireye görelik(düzeye uygunluk) ilkesi ile ilişkilendirilebilir.

Bilinenden Bilinmeyene

Öğrencilerin ön bilgilerin yola çıkarak yeni amaç kazanımın kazandırılmasıdır.

Anahtar noktası, ön bilgiler, hazırbulunuşluk düzeyleri, ön öğrenmelerdir.

Örnek

Evrim öğretmen ikinci dönem atandığı okuldaki ilk dersinde öğrencilerin ilk dönem kazanması gereken bazı davranışların eksik olduğunu tespit etmiştir. Öğrencilerin ilk dönemki eksiklerini tamamlayarak yeni amaç kazanımlara kazandırmayı planlamıştır. Evrim öğretmenin öncelikli olarak hangi öğretim ilkesini dikkate aldığı söylenebilir?

Evrim öğretmen atandığı okulda ilk dönemden kalan bilgi eksikliklerini fark etmiştir. Bu durum da bilinenden bilinmeyene ilkesi ile açıklanabilir.

Hazırbulunuşluk, hem öğrenciye görelik hem de bilinenden bilinmeye ilkesinin anahtar noktalarındandır. Hazırbulunuşluk farklılıkları vurgulanıyorsa(bir çeşit bireysel farklılık olduğu için) ilk önce öğrenciye görelik, hazırbulunuşluk düzeyleri vurgulanıyorsa(bilgi eksikliği olduğu için) ilk önce bilinenden bilinmeye ilkesinin düşünülmesi gerekir.

Somuttan Soyuta

İçeriğin somutlaştırılarak öğrencilere sunulmasıdır. Somutlaştırmayı için araç – gereç ve materyal kullanımı ile sağlayabiliriz.

Öğrenileceklerin somutlaştırması, sadece bireylerin soyut düşünme becerisini kazanamadığı somut işlemler dönemi için değildir. Her dönemde bilgilerin somutlaştırılması gerekir. Çünkü somutlaştırma bilgilerin daha kalıcı olmasını sağlar.

Açıklık(Ayanilik)

Açıklık ilkesinin iki boyutu vardır. Birincisi, öğretmenin öğrencilerin anlayabileceği açık bir dil kullanmasıdır.  İkinci boyutu ise öğrencilerin olabildiğince fazla duyu organına ulaşmasıdır. O halde açıklık ilkesi de araç – gereç ve materyal kullanımı ile sağlanabilir.

Örnek

Öğretmenin, dersi işlerken çok fazla teknik terim kullanması, eski Türkçe ya da Latince kelimeler kullanması hangi ilkeye aykırıdır? Şeklindeki bir sorunun cevabı açıklık ilkesidir. Sadece yabancı terimler kullanması değil, şiveli konuşması da açıklık ilkesine aykırıdır.

Öğretim ilkeleri ile ilgili sorularda en çok karıştırılan noktalardan birisi araç – gereç ve materyal kullanımı açıklık ilkesi midir, yoksa somuttan soyuta ilkesi midir noktasıdır. Araç – gereç kullanımı her iki ilkenin de işe koşulmasını sağlar. O halde sadece araç –gereç kullanımı verilip iki ilke birden seçeneklerde yer almamalıdır. Ancak öğretmenin araç – gereç kullanım sebebi verilerek iki ilke de seçeneklerde yer alabilir. “Öğretmen öğrencilerin daha fazla duyu organına ulaşabilmek için materyal kullanmıştır” şeklinde bir ifade yer alırsa açıklık ilkesi, öğrencilerin soyut bir kavramı somutlaştırma için materyal kullandığından bahsederse somuttan soyuta ilkesi öncelikle düşünülmelidir.  ÖSYM sadece 2013 yılında çıkan bir soruda araç – gereç kullanımı verilerek somuttan soyuta ve açıklık ilkeleri seçeneklerde birlikte verilmiştir. Soru cümlesinde “öğretmen öğrencilerin zihninde sayı kavramını oluşturabilmek için sayılar ile fasulyelerden oluşturduğu kümeleri eşleştirmiştir” ifadesine yer verilmiştir. Zihninde sayı kavramını oluşturmak, somutlaştırmak anlamına geldiği için doğru cevap somuttan soyuta olacaktır.

Ekonomiklik

Bir taşla olabildiğince kuş vurmak demektir. Yani en az emek, para ve zaman kullanarak en fazla verimi elde etmek demektir.

Belirli bir ders saatinde birden fazla alanda kazanım sağlamak ve artık malzemeler ile materyal hazırlamak ekonomiklik ilkesi olarak değerlendirilmelidir.

Örnek

Ekonomiklik ilkesi sorularda genellikle iki şekilde karşımıza çıkar.

Birincisi;

Ozan öğretmen rasyonel sayıları ile toplama yapar kazanımını öğrencilere kazandıracağı derste öğrencilerin sosyal becerilerinin de gelişmesi için işbirlikli öğrenme yöntemini kullanmaya karar vermiştir. Ozan öğretmenin öncelikle göz önünde bulundurduğu söylenebilir?

Bu şekildeki bir soruda düşünülmesi gereken nokta öğretmenin bir günlük derste hem bilişsel hem de sosyal bir kazanım sağlamaya çalıştığıdır. Aynı derste birden fazla amaç kazanım kazandırılmaya çalışıldığı için öncelikle ekonomiklik ilkesi göz önünde bulundurulmalıdır.

İkinci karşılaşılan soru türü ise;

Öğrencilerine geometrik şekilleri öğretmeyi amaçlayan bir öğretmen öğrencileri bahçeye çıkararak buldukları tel parçaları ile geometrik şekiller oluşturmalarını istemiştir. Hiç para kullanmadan artık malzemeleri değerlendirerek materyal kullanıldığı için yine ekonomiklik ilkesi düşünülmelidir.

Bütünlük

Öğrencileri, gelişimin tüm alanlarında(bilişsel, fiziksel, duyuşsal, sosyal) bir bütün olarak kabul etmektir.  

Örnek

“Bir öğretmenin sadece yazılı yoklamalar ile öğrencileri değerlendirmesi hangi ilkeye aykırıdır?” şeklindeki bir sorunun cevabı öncelikle bütünlüktür. Çünkü yazılı yoklamalar genellikle sadece bilişsel değerlendirme yapmayı sağlar. O halde çoktan seçmeli bir sınav ile öğretmen seçmenin hangi ilkeye aykırı olduğunu da siz bulun. J

Yakından Uzağa

Fiziksel olarak ve zaman açısından yakın örnek, konu ve alıştırmalardan başlayarak aşamalı olarak uzaktakilere geçmektir. Bazı kaynaklardan zaman açısından bu ilke ele alınırken bugünden geçmişe şeklinde yer almaktadır.

Örnek

Bir coğrafya öğretmeni kitaptaki sırayı izleyerek iklimleri işliyorsa yakından uzağa ilkesini ihlal etmiş (çok şanslı değilseJ) olma ihtimali çok yüksektir. Çünkü Ege bölgesindeki bir coğrafya öğretmeni ilk önce Akdeniz iklimini, sonra karasal iklimi, sonra Karadeniz iklimini işlemelidir. Ancak Doğu Anadolu bölgesindeki bir coğrafya öğretmeni ilk önce karasal iklimi, sonra Karadeniz iklimini sonra, Akdeniz iklimini işlemelidir. Aynı şekilde depremleri işleyen bir sosyal bilgiler öğretmeni ilk önce Van depremini, sonra Bolu depremini daha sonra Marmara depremini örnek vermelidir.

Güncellik(Aktüalite)

Güncel olayların derste kullanılmasıdır.

Örnek

Genellikle sorularda, sınıfa bir haber, gazete, video getirilmesi ile çıkmaktadır.

Bazı sorularda güncellik ilkesi, yakından uzağa ilkesi ile karıştırılmaktadır. Öğretmenin son dönemde Malezya’da olan bir depremden örnek vermesi gibi bir soru ile karşılaşılırsa, seçeneklerde varsa ilk önce güncellik ilkesi göz önünde bulundurulmalıdır. Çünkü yakında uzağa ilkesi sorularda genellikle bize aşamalılık vurgulanarak gelir. Yani birden fazla depremden örnek verme şeklinde sorularda yer almaktadır.

Basitten Karmaşığa(Kolaydan Zora)

İlk önce kolay, tüm öğrencilerin yapabileceği alıştırma ve örneklerden başlayarak kademeli olarak seviyenin arttırılmasıdır.

Basitten karmaşığa ilkesine dikkat edilmezse öğrencilerden öğrenilmiş çaresizlik geliştirilebilir.

Yaşama Uygunluk(Hayatilik, Yaşama Yakınlık)

Öğrencilerin işledikleri konuyu günlük yaşamda nasıl kullanacaklarının belirtilmesidir. Yani konunun günlük yaşamla ilişkilendirilmesidir.

Öğrencilerin sıklıkla sorduğu “Bu konu benim ne işime yarayacak” sorusunun cevabı hayatilik ilkesinde gizilidir. Öğretmen bu ilkeyi derste yeteri kadar işe koşmuşsa öğrencilerin bu sorunun cevabını biliyor olması gerekir.

Aktivite(Etkin katılım, Yaparak Yaşayarak öğrenme)

Öğrencilerin pasif alıcı konumunda olmayarak, etkin bir şekilde bilginin yapılandırılmasında rol almasıdır. Aktif katılım demek öğrencinin dersi öğrenme sorumluluğunu üstlenmesi demektir.

Bu ilkenin kritik sorusu öğrenci nasıl etkin kılınır? Şeklindedir. Bu ders kapsamında işlenecek yöntem ve tekniklerin çoğunda öğrenci aktif olacaktır. Ancak anlatım, gösteri gibi yöntem ve tekniklerde öğrenciler aktif olmamaktadır. Soru cevap yöntemi bile öğrencileri aktif kılmak için kullanılabilecek yöntemlerden biridir. Daha önce ÖSYM’nin 2-3 sınavda sorduğu bir detay da burada unutulmamalıdır. Öğrencilerin kitaptaki konuyu çalışıp sınıfta sunmaları aktif katılım sağlamayacaktır. Öğrencilerin öğretmenin verdiği konuyu çalışıp gelmeleri de aktif katılım sağlamayacaktır. Ancak öğrenciler konuyu araştırıp bir şeyler oluşturup sınıfta sunarlar ise öğrencileri aktif olmuş olacaktır. O halde şu şekilde özetlenebilir; öğretmen öğrencilerden verdiği bilgiyi sunmalarını istiyorsa etkin katılım değil, öğrenciler verilenin üzerine araştırarak bir şeyler ekliyorsa etkin katılımdır. Burada etkin katılımı sağlayan öğrencilerin bir şeyler sunması değil araştırma yapmalarıdır.

 Sosyallik(Otoriteye İtaat ve Özgürlük)

Sosyallik ilkesinin iki boyutu vardır. Birincisi olan otoriteye itaat; kurallara uyma davranışını öğrenmektir. Yaşanılan tüm sosyal ortamların bazı kuralları vardır ve bu kurallara uymazsak o sosyal ortamda barınamayız. İkinci boyutu olan özgürlük ise; her zaman kendimizi savunma ve fikrimizi belirtme hakkımız vardır düşüncesini öğrencilere öğretmektir.

Bilgi ve Becerinin Güvence Altına Alınması ilkesi artık geçerliliğini kaybetmiştir. Esasici ve Daimici eğitimin bir ilkesi olan bu ilkeye göre bilgi kesindir, değişmezdir ve gelecek kuşaklara sadece kitaplar ile aktarılır. Çağdaş eğitim ve dijital çağ ile birlikte bu ilke geçerliliğini yitirmiştir.

Soru sor ya da yorum yap :)

%d blogcu bunu beğendi: